Borsa Zorunlu Eğitim
Risk ve Getiri Dengesi
İzlediğiniz içerikler sonrasında Finansal Okuryazarlık Sertifikası kazanmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
10 kredi
  • Kategori Borsa
  • Süre ####

Eğitimi Paylaş

İçerik Metni

Risk ve Getiri Dengesi

Risk ve Getiri Dengesini kısaca, yapılan yatırımın risk seviyesi arttıkça yatırımdan beklenen getirinin de artması olarak tanımlayabiliriz. Rasyonel bir yatırımcı gereksiz riskten kaçınmak ister. Yani, beklenen getirisi eşit olan iki yatırım aracından daha düşük riskli olanı seçer, ya da risk seviyesi aynı olan iki yatırım aracından daha yüksek beklenen getirili olanı seçer de diyebiliriz. Bu tercih, risk ve getiri arasındaki ilişkinin temelini oluşturur. Örneğin, risksiz olarak tanımlayabileceğimiz devlet tahvilinin getirisinin yıllık %10 olduğunu varsaydığımızda, riskli bir yatırım aracına para yatırmak için bu yatırımdan beklediğimiz getirinin %10’dan fazla olması gerekir. Tabi ki yatırımın risk seviyesi arttıkça bu yatırımdan beklenen getirinin de artması gerekir. Gelin, grafik üzerinden inceleyelim, grafiğimizde yatay eksen risk seviyesini gösterirken, dikey eksen beklenen getiriyi gösteriyor. Risksiz getiri, yani devlet tahvilinin getirisi %10’sa, devlet tahvilini grafiğimizde şuraya yerleştirebiliriz. Bu aynı zamanda risk almadan elde edebileceğimiz getiriyi gösteriyor. Peki, diyelim ki, bir şirketin hisse senedine yatırım yapıyoruz. Bu şirket, durağan bir sektörde uzun yıllardır faaliyet gösteriyor ve sektörde belli bir pazar payına sahip; bu şirketin hissesini satın aldığımızda, çok yüksek olmasa da belli bir risk alırız. Bunun karşılığında da devlet tahviline kıyasla daha yüksek bir getiri beklentimizin olması gerekir. Bu şirketin aynı zamanda tahvil de ihraç ettiğini düşündüğümüzde bu tahvili grafikte bu ikisi arasında konumlandırabiliriz. Eğer başka bir değişken yoksa tahvil, hisse senedine göre daha düşük risklidir. Çünkü tahvil sahipleri, şirket faaliyetlerinden hisse senedi sahipleri kadar etkilenmez. Şirketin zarar etmesi durumunda hisse fiyatları düşebilirken, tahvil sahipleri yine de vadedilen faiz ve anapara ödemesini alabilir. Şirket tahvili, devlet tahviline göre daha riskli olacağı için faizi de, yani getirisi de devlet tahvilinin yukarısında olmalıdır. Peki, bunun yerine, sektöründe henüz kendini kanıtlamamış, belli bir pazar payı olmayan ancak yeni projeler geliştiren bir şirketin hissesi senedini düşünelim. Bu şirketin risk seviyesinin daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz, projenin tutması durumunda şirket oldukça kar edebilir, ancak tam tersi durumla karşılaşmamız da bir o kadar ihtimal dahilindedir. Yani, bu şirketin hisse senedini grafikte şuraya konumlandırabiliriz. Risk seviyesi daha yüksek ve beklenen getirisi de daha fazla.

Ancak belirtmek gerekir ki, beklenen getirinin yüksek olması, o yatırımdan yüksek getiri elde edeceğimiz anlamına gelmez. Örneğin devlet tahvili satın alan yatırımcının kar zarar durumunu şöyle gösterebiliriz. Devlet tahvili geri ödeme riski barındırmadığı için yatırımcı vade sonunda beklenen getiri kadar fiili getiri elde edecektir. Ancak, nispeten az riskli hisse senedi yatırımı nedeniyle oluşabilecek kar zarar durumu ise şu şekilde olacaktır. Yani bu yatırımdan devlet tahviline göre daha yüksek getiri elde edebileceğimiz gibi zarar etmemiz de mümkündür. Daha riskli hisse senedinde ise getiri çok daha yüksek olabileceği gibi katlanabileceğimiz zarar da daha fazla olabilir.

Her yatırımcının risk alma iştahı, birbirinden farklıdır. Risk alma iştahı düşük olan yatırımcılar daha çok risksiz ya da düşük riskli yatırım araçlarını tercih eder ve düşük de olsa belli bir getiri elde etmek onlar için yeterli olur. Risk iştahı yüksek olan yatırımcılar ise portföylerini risksiz yatırım araçları ve riskli yatırım araçları arasında bölüştürebilir ya da portföyünün tamamını riskli yatırım araçlarından oluşturabilir.

Yatırımcı kendisine en uygun risk getiri dengesini seçmelidir. Bu seçimde, risk alma iştahının yanı sıra, yatırım süresi de önemlidir. Örneğin, kısa vadeli bir yatırım yapılacaksa, fiyatlardaki dalgalanmalardan daha fazla etkilenirsiniz. Yatırımınızı sonlandırdığınız tarihte varlık fiyatlarında düşüş olması yatırımınızı zararla kapatmanıza sebep olabilir. Uzun vadeli yatırımda ise yatırımı sonlandırmak için fiyatların dip yaptığı noktaların geçmesini bekleyebilirsiniz. Bu açıdan yatırım için ayırdığınız sürenin uzun olmasının riskli yatırımlar için daha elverişli olduğunu söyleyebiliriz.