Borsa
Fiyat Kazanç Oranı
İzlediğiniz içerikler sonrasında Finansal Okuryazarlık Sertifikası kazanmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
10 kredi
  • Kategori Borsa
  • Süre ####

Eğitimi Paylaş

İçerik Metni
Fiyat Kazanç Oranı Hisse senedi analizinde en çok kullanılan göstergelerden biri Fiyat Kazanç Oranı’dır. Fiyat Kazanç Oranı’nda pay kısmında şirket hisselerinin toplam piyasa değeri, payda kısmında ise şirketin son bir yıl içinde elde ettiği net kar tutarı vardır. Doğrudan, hisse senedi fiyatını, hisse başına düşen kar tutarına bölerek de Fiyat Kazanç Oranını hesaplayabiliriz. Bu oran, ileride de aynı tutarda kar edileceği varsayımında, yatırımcının anaparasını kaç yıl sonra geri kazanabileceğini gösterir ve hisse senetlerinin piyasa tarafından ucuz mu ya da pahalı mı fiyatlandığı konusunda yatırımcılara yön gösterir. Bu oranı daha iyi anlamak için bazı varsayımlar yapalım. Örneğin, şirketin hisse senedi fiyatının 100 TL olduğunu, hisse başına 20 TL kar ettiğini ve şirketin elde ettiği karın tamamını yatırımcılara dağıttığını düşünelim. Bu durumda fiyat kazanç oranını 5 olarak buluruz. Bugün, 100 TL karşılığında bir hisse senedi alan yatırımcı her sene elde ettiği kar payları sayesinde 5 sene sonra 100 TL’sini, yani anaparasını geri kazanmış olacaktır. 5. seneden sonra elde edilen kar payları tamamen yatırımcının karı olacaktır. Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinin fiyat kazanç oranlarına baktığımızda, bu oranın oldukça farklılaştığını görürüz. Peki bazı şirketlerin fiyat kazanç oranı 5’in altında iken bazılarının 20’nin üzerinde olması nasıl mümkün olabilir. Fiyat kazanç oranlarını kıyasladığımızda, oranı düşük olan şirketin görece ucuz fiyatlandığı, ya da tam tersi oranı yüksek olan şirketin görece pahalı fiyatlandığı hakkında bir izlenim oluşur, ama yatırım kararı verirken yalnızca bu izlenime göre hareket edilmemeli, fiyatlamanın sebebi hakkında daha kapsamlı bir analiz yapılmalıdır. Fiyat kazanç oranında payda kısmında yer alan kazanç her ne kadar son bir yılda elde edilen karı baz alsa da, pay kısmında bulunan fiyat, yani hisse senedinin fiyatı, gelecekteki kar beklentisine göre belirlenmektedir. Eğer yatırımcılar, şirketin ileride elde edeceği karların bugüne kıyasla oldukça artacağını bekliyorsa, bu hisse senedinin daha yüksek fiyatlanmasına sebep olacağı için bu şirketin daha yüksek bir fiyat kazanç oranına sahip olacağı anlamına gelir. Ya da tam tersi eğer ileride şirket karlarının sabit kalacağı ya da düşeceği beklentisi varsa bu durumda fiyat kazanç oranı düşük olacaktır. Bu açıdan, son bir yılda elde edilen kar yerine ileride elde edilmesi beklenen yıllık kar tutarının dikkate alınması durumunda fiyat kazanç oranı daha iyi bir gösterge olacaktır. Bu nedenle PEG oranı olarak bilinen farklı bir değerlendirme ölçütünün kullanılması daha sağlıklı bir analiz ortaya koyabilir. PEG oranı Fiyat Kazanç oranının şirketle ilgili büyüme beklentisine bölünmesi ile bulunur. Örneğin fiyat kazanç oranı 10 olan bir şirkette büyüme beklentisi %10 ise PEG oranı 1 olacaktır. Fiyat kazanç oranı 20 olan başka bir şirkette büyüme beklentisi %40 ise PEG oranı 0,5 olur. Bu şirket her ne kadar fiyat kazanç oranı yüksek de olsa PEG oranı daha düşük olduğu için daha ucuz fiyatlanmış sayılabilmektedir. Fiyat kazanç oranında ileride elde edilecek kar beklentisinin yanı sıra, şirketin faaliyetlerinin ne kadar risk barındırdığı da önemlidir. Örneğin, teknoloji sektöründe yüksek katma değerli yeni ürün geliştiren A ve B şirketlerini kıyaslayalım. A şirketi, sektörde uzun yıllardır faaliyet gösterdiği için halihazırdaki müşterileri ile satış sözleşmelerini imzalamıştır. B şirketi ise henüz pazarlama faaliyetlerine yeni başlamıştır. Bu durumda, iki şirketin de geliştirilen yeni ürünlerden yüksek karlar elde edebileceği beklense de, A şirketi halihazırda müşterilerle sözleşme imzaladığı için A şirketinden kar beklentisi B şirketine göre daha az risk barındırır. Bu nedenle yatırımcılar A şirketinin hisse senetlerini daha yüksek fiyatlayacak ve A şirketinin fiyat kazanç oranı daha yüksek olacaktır. Fiyat Kazanç oranı ile ilgili dikkate alınması gereken başka etmenler de vardır. Farklı sektörde faaliyet gösteren şirketlerin fiyat kazanç oranlarını kıyaslamak genellikle çok doğru bir yaklaşım olmaz. Büyüme potansiyeli yüksek olan sektörlerde fiyat kazanç oranlarının daha yüksek olması, büyüme potansiyeli düşük sektörlerde bu oranın düşük olması doğaldır. Örneğin, bilişim sektöründe faaliyet gösteren şirketleri, çimento sektörü ile kıyaslamak yanıltıcı olacaktır. Her şirketi kendi sektöründeki şirketlerle kıyaslamak daha doğru bir kıyaslamadır. Kıyaslama yaparken diğer bir önemli konu ise fiyat kazanç oranı negatif olan ya da çok yüksek olan şirketlerin dikkate alınmaması gerektiğidir. Eğer o yıl şirket, zarar ettiyse fiyat kazanç oranı negatif olur, ya da çok düşük tutarda kar açıkladıysa bu anlamsız derecede yüksek bir fiyat kazanç oranı olmasına sebep olacaktır. Sektörün fiyat kazanç ortalaması hesaplanırken bu oranların dışarıda bırakılması gerekir. Kıyaslama yaparken diğer bir önemli nokta, sürdürülebilir olmayan gelir ve giderlerin hesaplama dışında bırakılmasıdır. Örneğin o sene döviz kurunda yüksek artış olması, bilançosunda yüksek tutarda döviz varlığı olan şirketlerin çok yüksek karlar açıklamalarına, ya da bilançosunda yüksek tutarda döviz borcu olan şirketlerin düşük kar açıklamalarına sebep olabilir. Döviz kurundan kaynaklanan kar ya da zarar sürdürülebilir olmadığından, analizde bu tutarların dikkate alınmaması daha sağlıklı olacaktır. Bunun için, şirketlerin finansal tablolarına bakılarak, karlarının büyük bölümünün esas faaliyetlerinden kaynaklı olup olmadığına dikkat edilmelidir. İş modeli ve finansal yapıları normal şirketlerden farklı olan, yatırım ortaklıkları, holdingler, bankalar ve finansal hizmetler sektöründe faaliyet gösteren diğer şirketlerin analizinde fiyat kazanç oranının kullanılması çok doğru sonuçlar vermeyecektir. Bu tür şirketler için farklı göstergelerin takip edilmesi önerilmektedir. Fiyat kazanç oranına tersten baktığımızda, yani kazancı fiyata böldüğümüzde, yatırımdan beklenen getiri oranı ile ilgili bir fikir sahibi olabiliriz. Örneğin şirketin fiyat kazanç oranı 5 ise, beklenen getiri oranının %20 olduğu anlamına gelir. Peki diğer yatırım araçlarının beklenen getirileri ile kıyaslamayı nasıl yapabiliriz? Kıyaslama yapmadan önce, hisse senedi yatırımının uzun vadeli bir yatırım olduğunu ve fiyatlamanın da uzun dönemde elde edilecek karlar üzerinden yapıldığını bilmemiz gerekir. Bu nedenle hisse senedinden beklenen getiri oranını örneğin mevduat faizleri ile kıyaslamak yanıltıcı olacaktır. Bunun yerine uzun vadeli, mesela 10 yıllık devlet tahvilinin faizi ile kıyaslamak daha doğrudur. 10 yıllık devlet tahvilinin faiz oranı %20 ise, 100 TL karşılığında satın aldığımız tahvil 10 yıl boyunca bize her sene 20 TL faiz ödemesi yapacaktır. Şirket karlarında bir büyüme olmayacağını varsayalım. Bu, şirketin her sene hisse başına 20 TL kar edeceğinin beklendiği anlamına gelir ve şirketten beklenen nakit akışları 10 yıllık devlet tahvili ile birebir aynı olacaktır. Bu durumda yatırımcıların iki yatırım aracı arasında riski düşük olan devlet tahvilini tercih etmesi beklenir. Bu aynı zamanda ilgili şirket hissesinin olması gerekenden daha yüksek fiyatlandığını gösterir. Ancak örneğimizdeki kıyaslamayı enflasyonun olmadığı varsayımında yaptığımızı unutmayın. Kıyaslamaya enflasyonu da dahil ettiğimizde, devlet tahvilinden elde edilen nakit akışlarında değişiklik olmayacaktır, ancak şirketin karları reel olarak büyümese dahi enflasyon oranı kadar büyüyecektir ve tahvile göre daha yüksek nakit akışlarına sahip olacaktır.