Bankacılık Zorunlu Eğitim
Bankacılık Sistemi
İzlediğiniz içerikler sonrasında Finansal Okuryazarlık Sertifikası kazanmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
10 kredi
  • Kategori Bankacılık
  • Süre ####

Eğitimi Paylaş

İçerik Metni

BANKACILIK SİSTEMİ

Ekonomide iki farklı aktör vardır. Fon arz edenler ve fon talep edenler. Fon arz edenler, ellerinde ihtiyaçlarından fazla fon bulunan kişiler iken, fon talep edenler ihtiyaç duydukları kadar fona sahip olmayanlardır. Bu kişiler arasında borç ya da ortaklık ilişkisinin doğması kaçınılmazdır. Gelin borç ilişkisine göz atalım. Borç isteyenlerin, bu borcu verebilecek kişileri bulması pek kolay değildir, bulsa bile şartlarda anlaşamayabilirler. Örneğin, yatırım yapmak isteyen bir kişi yatırımından ancak üç yıl sonra gelir elde etmeye başlayabilecek ve ancak üç yıl sonrasında geri ödeme yapabilecektir, ancak fon fazlası olan kişiler en fazla bir yıllığına borç vermek istiyor olabilir.

Bir diğer önemli nokta da güven problemidir. Fon fazlası olan kişiler geri ödemenin zamanında ve tam olarak yapılmasını ister ancak bundan pek emin olamayacağı için borç vermek istemeyebilir. Bu durumda, birikim sahibi olmayan bireyler ihtiyaçları ve gelirleri arasındaki zamansal uyuşmazlıklar nedeniyle zorluk yaşayabilir veya yatırımlar için gerekli para bulunamayacağından ekonomik gelişim sağlanamayabilir.

Günümüzde bu gibi problemlerin çözümünde bankalar büyük rol oynamaktadır. Sistem şu şekilde işler; ihtiyacından fazla parası olanlar bu paralarını bankada tutar ve bunun karşılığında bir miktar faiz geliri elde eder. Banka bu paraların bir kısmını Merkez bankasına teminat olarak yatırır, bir kısmını nakit kullanmak isteyen kişiler için kullanıma hazır olarak bekletir. Kalan kısmını da kredi olarak verir. Bu sistemde borç verenler ve borç alanlar birbirleriyle hiçbir şekilde muhatap olmaz, iki tarafın da tek muhatabı bankadır.

Bankalar borç verirken, birikim sahiplerine ödedikleri faizden daha yüksek faiz ister. Çünkü bankaların temel gelirini bu faiz oranlarının arasındaki fark oluşturur. Ancak, aradaki farkın tamamı bankanın karı değildir, çünkü banka bu hizmetleri sağlayabilmek için çok sayıda şube açar ve personel çalıştırır ve bunlarla ilgili birçok gidere katlanır.

Ayrıca bankalar temerrüt ve vade uyuşmazlıkları gibi nedenlerle çeşitli riskler de almaktadır. Bankalar kendisine borç veren kişilere faizleri ödemekten kaçınamazken, verilen kredilerin bir bölümü geri ödenmeyebileceği için zarar edebilirler.

Ayrıca, bankaya verilen borçlar kısa vadeliyken, banka tarafından verilen krediler genellikle daha uzun vadelidir. Kredilerdeki faiz oranları genellikle sabit oranlıdır ve dönemin şartlarına göre belirlenir. Banka örneğin mevduat sahiplerinden bir yıllığına %8 faizle borç alıp, %10 faizle 10 yıllık kredi verebilir. Ancak, sonraki yıllarda faiz oranlarının artması durumunda banka mevduat sahiplerine %12 faiz ödemeye başlayabilir. Bu durumda banka ilk yıl %2 gelir elde etse de, sonraki yıllarda %2 zarar eder.

Bankalar bu ve bunun gibi birçok riski yönetmek zorundadır. Ülkemizde bankacılık faaliyetleri sıkı bir şekilde düzenlenmektedir. Yapılan düzenlemelerle, bankaların mali yapılarının zayıflaması önlenmekte ve bankaların karşılaşabilecekleri risklerin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi sağlanmaktadır. Bu şekilde, bankada parası olanlar korunurken, bankaların ekonomide sistemik risk oluşturması da engellenmektedir. Ayrıca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, yani TMSF tarafından bankalar nezdindeki hesaplara ilişkin olarak belli bir tutara kadar ödeme garantisi verilmektedir. Sağlanan bu güvence sayesinde bankalara belli bir tutara kadar para yatırmanın hiç bir riski bulunmamaktadır.